warning: Creating default object from empty value in /home/kundak/domains/kundak.org/public_html/kadin/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

yürek

Sevmek büyük bir imtihandır

Sevmek büyük bir imtihandır
Küçük bir et parçasında,büyük bir dağ taşımaya benzer.Çoğu zaman dağ başını kar kaplar,ara sıra da tufan olur.Hayat sıkar ,daraltır canını.Oysa ki ne kadar geniştir kalbimiz.Her şeyi alır içine,bazen de genişliği nisbetinde daralıverir,sığmaz olursun içine.

Sevmekte böyle bir nesnedir.Sevgilinin gülüşüyle gül,gülistan olur kalp yamaçların.Sevginin gitmesiyle tarumar olur bağın,bostanın.Hayat işte, bazen güler insana ,aldatır, kandırır.Sahte mutluluklar yaşatır bir ara.Öyle bir hal alırsın ki; sanırsın bu bir rüya,çoğu zaman kabusa dönüşür.Sahte mutluluklar kaybolur,gökyüzünü sarar karabulutlar.Hasret şimşekleri çakar,özlem yıldırımları düşer yüreğine,göz yaşları akar sonra.Oysa ki anlamı yok bunların.Çoktan güneş esir edilmiş o karalar ardına,yüzlerde kalmamış bir tebessüm.Soluk bezler,yorgun bedenler.

“Elde var aşk”

Yüreğini siper et. Güvenlik içerisinde olursun. “Yoruldum” deme sakın.

Göğsüne yüreğinden başka muska takanlar yorulurlar.

Göğüs kafesin acıdan bir mengene gibi yüreğini sıktığında, aşk var mı, ona bak.

Varsa eğer, aldırma, dağlar gibi gelsin. Çünkü aşk, acıyı hayata dönüştüren bir iksirdir.

Acıya aşık olanların “Ey tabib elden gelirse yâremi gel emleme… Yar elinden gelmedir bu yâreyi merhemleme…” diyenlerin sırrı burada yatmaktadır.

Bu sırrı bulanlardan biri, sevdanın başöğretmeni öyle demiyor mu: “Ben hüzünlerin Peygamberiyim.”

Aşk varsa eğer, sen değil dağlar sallansın.

Öyle sev ki, bütün insanlığı kucaklasın sevgin..

"Sevmek bir yerdeki sabah galiba
Beni bir türlü oraya götürmediler"

Sevgiyi başkalarından bekleyen bir insanın duygularını anlatıyordu bu dizeler..
Her sevginin başlangıcı, insan yaşamında güneşin doğduğu andır elbette.
Oysa, çaba harcamadan, birilerinin kendisini sevmesini bekleyenler
başarılı olamazlar hiçbir zaman... Ne sazı konuştururlar,
ne neyi üflerler, ne de şiire varır dilleri...
İnsanin bir ömür boyu peşinden koştuğu sevmek nedir peki?
Yüreğin bir başkası için çarpması mı?
Suyun yüzünde, yapraklarını ağır ağır açan bir nilüfer mi yoksa?
Göç mevsimi, yaralı eşini kanatlarıyla örterek

Umudun varsa...

Umudun varsa, gün uğurlar, karanlıklar dehlizindeki gecelerini, bahar umudunun büyüklüğünde bir buket bırakır yüreğine…

Gözlerin umut ettiğin kadar uzakları görür. Sükûnetin umut ettiklerini haykırıverir derinliklerinde… Umudun varsa kavurucu güneşlere baş kaldıracak yeterlilikte, koylar bambaşka sarmalar hislerini. Deniz dalgalarını fedakârlığın tepelerinden aşırıp ayaklarının altına serer. Okyanus kusursuz fırtınalarını gömer bağrına, yüreğindeki umudunla ancak deli rüzgârların yönünü bambaşka bir iklime savurursun. Yeri ve zamanı geldiğinde yıkıp geçen tayfunların kolundan tutup, hoşluğu yudumlatan meltemlerin kapısına bırakır, bir tutamda olsa avuçlarında kalmış umut…

Dost biriktirmek

Dostluk nedir? Herhalde bir gösteriş, birine, aynı cinse, kadınsan erkeğe erkeksen kadına karşı kendini beğendirme çabası, bir moda, bir gelgeç ruh hali değil...

Sempati..

İlgi..

Bağlılık..

Yüceltme..

Taçlandırma...

Sorumluluk duyma..

Yürekten algılama..

Hakkını helal et yüreğim…

Kelimelerin ağırlığı tek tek dilime çöktüğünde, kalemın emri ile yazmaya başladım.
Söz nerde başlayacak nerde bitecek inanın bende bilmiyorum.
Konuşan yüreğim mi yoksa nefsim mi onu da bilmiyorum.

Yüreğimle iyi geçiniyoruz da nefsim için aynı şeyleri söyleyemiyeceğim.
Ey nefis nedir senden çektiğim.
Sürekli bir şeyleri yapmam için bana emrediyorsun.
Hep benden önce konuşuyor, kafamı karıştırıyorsun.
Ne olur bu akşam bir defa olsun sus.
Sükut lehçesini bu gece kullansan olmaz mı?
Müsade edersen bu gece yüreğimle dertleşeceğim.
Gecenin demini aldığı şu saatlerde yüreğimi dinlemek istiyorum.
Belki de yüreğimle helalleşmek istiyorum.

Anket

Televizyonda dizi izlerken en çok neye dikkat edersiniz: