Ne mutlu tatilini bu şekilde değerlendirenlere…

Yaz mevsimi hasat mevsimidir. Ürün toplama mevsimidir. Yazı tatil mevsimine dönüştüren modern insan olmuştur. Bahar ayı nasıl ki ürünü ekme ve yetiştirme ayı ise yaz ayı da ürünü toplama ayıdır. Ektiği ya da yetiştirdiği ürünü olmayanlar elbette ki yazı boşa geçirecek zaman dilimi olarak görürler. Hayatının baharı olmayanların yazı da olmayacaktır. Toplayacak ürünü, yapacak işi olmayanlar için yaz ayı atalet ayıdır.

Atıl Kalanı Batıl İşgal Eder

Modern hayatın insanı yorduğu doğrudur. Yorulan insan dinlenmelidir ancak dinlenme ile boş kalmayı birbirine karıştırmamak gerekir. Modern insanın tatil anlayışı yanlıştır. Tatili boş kalacak, çok uyuyacak, çok yiyecek, çok gezecek, çok eğlenecek bir zaman dilimi olarak algılıyor. Tatil a-t-l kökünden gelen bir kelimedir. Boş kalmak, atıl kalmak manasına geliyor. Tatil böyle anlaşılıyorsa müslümana tatil yakışmaz. Çünkü müslümanın boşa geçirecek zamanı yoktur. Müslümanın atalet içinde olması düşünülemez. Atıl kalanı batıl işgal eder. Müslüman, her an bir şuur ve bir iş halindedir. Dinimizde boş kalmak eleştirilmiş, çalışmak övülmüştür. Hatta yorulmak övülmüştür. Cenabı HAK peygamberine‘ boş kaldığın zaman kalk ve yeniden yorul’(inşirah sur. 7)diye emrediyor. Hem de bu emri dünyalık bir iş için değil tebliği ile yerine getirmesini emrediyor. Peygamberimize tebliğ yaparak yorulması emrediliyor. Müslüman dünyada yapacak işlerini bitirmişse dahi onu bekleyen tebliği görevinin olduğunu unutmamalıdır. İnsanla İslamı buluşturmak, iyi, güzel. Faydalı ve doğru olanı hâkim kılmak için yapacak işleri olduğunu bilmelidir. Bu kutlu işlerin de, vaktinden daha fazla olduğunun şuurunda olduğunun şuurun da olmalıdır. Yeryüzünde İslamın güzelliklerinden habersiz yaşayan tek bir insan dahi olsa müslümanın yapacak bir işi var demektir.

Allah (c.c) hergün-heran bir iştedir. Bir işle meşgul olan kulunu da sever. Eskiler “padişah olan işsiz değildir” der. Müslüman işi vaktinden çok olan adamdır. Müslüman için çalışmak esas, yorgunluk tabiidir. Peygamberimiz, “Müslüman yorgun görünür ama işten kaçmaz” buyuruyor.

Tatile Hayır Aktif Dinlenmeye Evet

Kur-anı Kerim, boş işlerden yüz çevirmemizi emrediyor. Müslüman için boş iş nedir? Ne dünyada ne de ahirette işine yaramayan, fayda sağlamayan her işe boş iş denir. Böyle bir emrin muhatabı olan Müslüman nasıl olur da yaz diye, tatil diye boş kalır ya da boş işlerle meşgul olur. Bu yönüyle Müslüman yaz mevsimine modern insanın yaptığı gibi tatil anlamını yüklememelidir. Yine Müslüman, yaz mevsimini modern insanın tatil anlayışıyla geçirmemelidir. Peki, Müslüman dinlenmeyecek midir? Elbette ki dinlenecektir. Ama nasıl? Aktif dinlenme ile… Peygamber efendimiz(sav), “yaptığınız işten yorulduysanız elinizdeki işi bırakıp başka bir işle meşgul olunuz” buyuyuyor. Bedensel bir işte yorulan Müslüman, elindeki işi bırakıp zihinsel bir işle meşgul olabilir. Zihinsel bir işle meşgul olan da yorulduğu zaman bedensel bir işle uğraşabilir. Böylece hem iş yapmaya devam etmiş olursunuz, hem de dinlenmiş olursunuz. Bir yıl boyunca dersleriyle meşgul olan bir öğrenciyi yazın tarla ve bahçede çalışmak dinlendirecektir. Gurbette çalışan bir işçinin memleketini ve akrabalarını ziyaret etmeside kendini dinlendirecektir.

Tebdil-İ Mekânda Ferahlık Vardır

Eskilerin bir sözü vardır: “Mekân değişikliğinde ferahlık vardır”.El hak doğrudur. Mekân değişikliği insanı rahatlatır. Ama bugünün insanı mekân değişikliğinden tatil yörelerine gitmeyi anlıyor. Hem de büyük paralar harcayarak! Müslüman için bu yanlıştır. Bizler mekân değişikliğinden sıla –i rahim yapmayı anlamalıyız. Memleketimize gitmeliyiz. Anne, baba, eş dost akrabarımızı ziyaret etmeliyiz. Üniversite okuyanların baba ocağına, gurbette çalışanların memleketine, köyü olanların köyüne, memleketinde çalışanların akraba ve dostlarını ziyaret için başka şehirlere gitmesi sılai rahimdir. Bizim için akraba ziyareti ibadettir. Eş dost arkadaş ziyareti ibadettir. Allah için sevenler Allah için ziyaret ederler. Allah için ziyaret edenler Allah’tan mükâfatını alırlar. Şu kasvet dünyasında insanı en çok rahatlatan çocukluk anılarıdır. Kişinin çocukluk anılarının geçtiği yerleri ziyaret etmesi hayatına anlam katacak ve kendisini ferahlatacaktır. Nereden geldiğini hatırlayacaktır. Kim olduğunu unutmamasına yardımcı olacaktır. Kişinin gezdiği ve gördüğü yerlerle ilgili anılarının olması kişiyi dinlendirir. Memleketinde, anne babası, akrabası hasretle yolunu gözlediği halde tatil günlerini 5 yıldızlı otellerde geçirenler, sıla-i rahim’in önemini bilmeyenlerdir. Müslüman anne baba eş dost ve akrabasını hasret içerisinde bırakıp 5 yıldızlı otellerde lüks yataklarda yatacak kadar gamsız ve kedersiz olamaz. Kişiyi sadece çok uyumak ya da denize girmek dinlendirmez. Hasret gidermek, anne babasının elini öpmek ve duasını almak, sevmek ve sevinmek, sevindirmek, memnun etmek ve memnun olmak da dinlendirir.

Günaha Hayır Sevaba Evet

Müslüman tatil deyince hemen deniz turizmi anlamamalıdır. Modern insanın deniz tatili sevaba kapalı günaha açık bir tatildir. Oysa Müslüman günaha kapalı sevaba açıktır. Tatilden 5 yıldızlı oteli anlayanlar, dinlenmekten de, açık büfeden tıka basa yemek yemeyi, herkesle birlikte denize girmeyi, kumsalda yatmayı, bol müzikli ortamlarda göbek atmayı anlayacaktır. Günah kazanarak dinlenmek müslümana yakışmaz. Dinlenmek sadece bedeni değil aynı zamanda zihnidir. Günah müslümanı strese sokar. Rahatsız eder. Manevi dünyasında onulmaz yaralar açar. Zaten bir Müslüman günahtan rahatsız olmayacak kadar günaha batmışsa hidayeti kararmış demektir. İnsanlar en çok nerede günah işler diye sorsanız tereddütsüz: Tatil beldelerinde diye cevap veririm. Elbette ki günümüzde, günahsız bir toplum, günahsız bir mekân bulmak mümkün değildir. Ahir Zaman dedikleri bu zaman olsa gerek. Ama müslümana düşen sakınabildiği kadar sakınmaktır. Günahtan sakınan bir müslümanın günaha açık mekânlarda tatil yapması ne ile izah edeceğiz. Unutmamak gerekir ki Müslüman ömrünü nerede harcadığından, gençliğini nerede tükettiğinden hesaba çekilecektir. Hesabını veremeyeceğimiz yerlere gidemeyiz. Hesabını veremeyeceğimiz işleri yapamayız. Peygamberimiz “ateşe ne kadar dayanabilirseniz o kadar günah işleyiniz” buyuyuyor. Müslüman cehenneme odaklı değil cennete odaklı bir hayat sürmelidir. Şu soruyu kendimize soralım tatil için gittiğimiz yerlerde cennete mi yakınlaşıyoruz yoksa cehenneme mi?

Camisiz Tatile Hayır

Müslümanın ibadet hayatının merkezinde namaz vardır. Namazın merkezide de cami vardır. Müslüman camiden uzak kalamaz. Camiden uzak, ezan sesi işitilmeyen mekânlarda tatilini geçirmek müslümanı dinine yabancılaştıracaktır. Modern hayatın curcunası içinde cemaatle namaza katılamayan Müslüman, tatilde doya doya cemaate katılmanın tadını çıkarmalı, mümkünse her vakti ayrı bir camide kılmalıdır. Merkezinde cami olmayan tatil yörelerine asla gitmemelidir.Yaz ayı Kuranı öğrenme ayıdır.Çocuklarının Kuranı Kerim okunmasını öğrenmesi için cami merkezli bir tatil yerini tercih etmelidir.Tatilinden taviz vermediği için çocuğunun Kuranı Kerim öğrenmesini ihmal eden babalar çocuğunu bu dünyada rahat ettirebilirler ama öbür dünyada asla! Şunu da ifade edelim; Çocuğunun eline elif-be cuzunu verip kendisi kahvehaneye giden babalar şuurlu bir Müslüman değildir. Çocuk Kuran öğrenmeyi camide öğrenebilir ama şuurlu Müslüman olmayı anne babasından öğrenir. Yaz mevsimi Kuran öğrenme mevsimidir. Tavla oynama mevsimi değil.

Kitapsız Tatile Hayır!

Müslümanın İslami yaşantısının merkezinde okumak vardır. Müslüman cehaletten vebadan kaçar gibi kaçar. Bilgiye ve hikmete ise koşar. Okumak Müslüman için bilgiye ve hikmete ulaşmanın yegâne yoludur. Müslüman için okumanın zamanı yoktur. Her mevsim okumalıdır ama her mevsimin okunacak kitapları vardır. Gündüzlerin uzun, sıcak ve bunaltıcı, geceleri ise kısa olduğu yaz mevsimlerinde, hikâye, roman, öykü, biyografi gibi kolay okunacak kitaplar seçilmelidir. Ama okuma alışkanlığı asla terk edilmemelidir. müslüman şunu iyi bilmelidir: Okumak boş zaman işi değildir. Okumayı boş zaman işi sayanlar, bu kutlu işlevi çekirdek çıtlatmak, sinema seyretmek ya da mısır gevreği yemekle bir tutar. Müslüman için okuduğu zaman en dolu zamandır. Müslüman okuyunca değil okumayınca rahatsız olur.Bu yönüyle yaz mevsimini kitap okumamakla geçirmek müslümanı rahatsız etmelidir.

Elbette ki her mevsimin kitabı Kuranı Kerimdir. Çünkü müslümanın İslamı yaşantısının merkezinde hayat kitabı Kuranı Kerim vardır. İş hayatının yoğunluğundan hayat kitabını okumaya ve anlamaya fırsat bulamayanlar için yaz tatili bulunmaz bir fırsattır. Özel kitaplar özel zamanlarda ve dinç bir kafayla okunur. Müslüman modern hayatın gürültüsünden uzak kaldığı yaz tatilinde Kuranı okumaya ve anlamaya zaman ayırmalı, dininin Kurancasını öğrenmelidir.

Ölmeden Önce Kendinizi Hesaba Çekiniz

Peygamberimiz “ ölmeden önce ölünüz” buyuruyor. Ölmeden önce kendimizi hesaba çekmeliyiz. Hayatımızın muhasebesini yapmalıyız. Yaz tatili kendimizi dinlememiz ve geçirdiğimiz bir yılın muhasebesini yapmamız için bir fırsattır. Bir yılımız nasıl geçmiş; verimli mi, verimsiz mi? Doğru mu, yanlış mı? Bir yıl boyunca, yaptıklarımızla, Allahın mı taktirini kazanmışız, yoksa şeytanın mı? Bir yıl boyunca günah hanemize mi çok şey yazılmış, yoksa sevap hanemize mi? Amel defterimize baktığımız da, kendimize kaç not veririz? Sınıfı geçiyor muyuz yoksa kalıyor muyuz? Bu muhasebeyi yapmak için yaz mevsimi bulunmaz bir fırsattır.

Ne mutlu tatilini bu şekilde değerlendirenlere…

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Anket

Televizyonda dizi izlerken en çok neye dikkat edersiniz: