Senin 'ben'inden, Benim 'ben'ime Yer Kalmadı!

Başkaları için yaşarız...

Onlar için dinleriz...

Diğerleri için çabalar dururuz...

Kendimiz için ne yaparız?

...

En çok yapmaktan hoşlandığınız faaliyetleri gözden geçirir misiniz lütfen?

Kaçımızın yaptıkları, sadece kendisi için seçilmiş?

Olaylara karşı koyduğumuz tavırlar, canımızı sıkan vakalar karşısındaki yorumlarımız... Her şey ama her şey sanki bizim dışımızda programlanmış...

...

Aslında her insan son kertede, kendisi için biçilmiş hayat elbisesini giyiyor.

...

Çocukken anne/babaları başlıyor, evlatlarının rotasını çizmeye:

"Benim oğlum büyüyünce doktor olacak!"

Oğlu doktor olamazsa? Yahu da neden doktor olsun ki? Başka bir meslek yok mu?

...

Ailelerin yardım için söyledikleri her söz, aslında "kendi ihtiyaçları"ndan yola çıkıyor. Her anne ve baba, kendi ihtiyaçlarını, çocuğunun ihtiyaçları zannediyor.

Evet, "zan" ediyor... Çünkü bu durum gerçekten bir "zan"

...

İnsanoğlu dünyaya geldiği an, anne ve babasıyla birlikte yaşıyor. İhtiyaçlarını, ailesi karşılıyor. Bu ihtiyaç karşılama durumu zamanla biraz daha olgunlaşıyor(!)

...ve çocuğun ihtiyaçlarını aileleri belirlemeye başlıyor.

Yaşıtlarından daha zeki bir çocuk olması gerektiğine ailesi karar veriyor mesela...

Oyunlarda başarılı olması gerektiğine de...

Okula başladığında, sınıfın birincisi olması gerekir; çünkü anne-babasına yakışan çocuk, tam da böyle bir çocuktur... Herkesten önce okumayı söken...

Yarışmalara katılmalıdır... Katılmak ne kelime! Kazanmalıdır da... Şiir... Resim... Müzik... Proje... Hiç fark etmez... Çevreye hava atmaya yarayacak bir materyal olsun yeter...

Zar zor uğraşıp durduğu yazılıdan "dört" almış! Önemli değil... Önemli olan sınıfta kimlerin "beş" aldığı... birileri daha yüksek not almışsa vay haline...! Diğerleri daha düşük notlar almışsa harika! İyi bir öpücüğü hak etti (!) çünkü...

Üniversite sınavını, en iyi yerlere girerek aşmalıdır mutlaka... iyi bir meslek, iyi bir hayat demektir hatta... bu ülkede iyi üniversiteler kazananlar itibar görüyor zaten... akademik eğitim almamış ama yaşam ve eğitim kalitesi çok yüksek insanlar kimin umurunda...

...

Terapide çok temel bir ilke vardır. Bir şey söyleyeceğimiz zaman çok iyi düşünmeliyiz...

Çok iyi düşünmeliyiz ve bir karar vermeliyiz:

"Bu söyleyeceğim cümleyi, kimin ihtiyacını karşılamak için söylüyorum?"

...

Aslında birçok cümleyi herkes, kendi ihtiyaçlarını gidermek için söyler.

Zamanında okuyamadığı için çok pişman olan ve okumamanın acısını çeken ebeveyn, neden okusun diye çocuğuna baskı yapar? Çünkü canı yanmıştır... Çocuğunun da aynı şekilde canının yanmasını istemiyordur ama burada gözden kaçan önemli bir nokta var... O da şu... Canımızın yanması, bizim hayatımızla ilgilidir. Bizim zorluğumuzdur... Bizim çaresizliğimizdir... Bizim yaramızdır... Ve okumuş olmak bizim ihtiyacımızdır... ÇOCUĞUMUZUN DEĞİL!

Şimdi biz kendi ihtiyacımızı karşılamak için, çocuğumuzun okumasını istiyorsak eğer, o zaman evladımıza baskı yapmış oluruz. Baskı, her zaman geri teper. Bize pişmanlıklar yaşatır.

...

Kendi ihtiyaçlarımızla çocuğumuzun ihtiyaçlarını birbirinden ayıramazsak, onların yaşamlarının her alanına kendimizi sokmuş oluruz. Kendimizi araya sıkıştırarak, istemediği yerden zorlamalar yaparak onlara yardım etmemiz mümkün değildir...

"Sağlıklı yapı nedir?" diye merak edenler için hemen belirteyim...

Sağlıklı olan davranış, beklemektir bence... Beklemek çocuğumuzu tanımak için fırsat verir bize...

Gücünün yettiği yerde yürüsün... Düştüğünde tutup kaldırırız...

Aklının yettiği kadar öğrensin... Gerektiğinde anlaması için devreye gireriz...

Kendisini iyi hissedecek kadar çabalasın... Yetersiz hissettiğinde destekleriz...

Canı biraz yanacak kadar hata yapsın... "Üzülme, hadi gel buradan başlayalım..." deriz...

...

Aksi halde onun hayatı, bizim ulaşamadığımız hayatımızın günah keçisi olur... Onu, "gerçekleştiremediğimiz biz" yapmaya çalışırız...

Bizim "ben"imiz, onun "ben"inin yerine geçmeye başlar...

Böyle bir değişim ona isyan ettirir:

Yeter! Senin "ben"inden, benim "ben"ime yer kalmadı!

Sevgiyle kalın...

Mehtap KAYAOĞLU

kızım

Slm Mehtap Hnm
Kitabınızı okudum
nettende araştırdım sizi
saygılarımla belirtmek isterim sizi çok başarılı buldum.
Ben 25 yaşında bir anneyim kızım 3.5 yaşında 2 senedir maddi durundan dolayı çalışmak zorundayım.Bu durum beni üzüyor kendimi yapamadıklarım için suçlu hissediyorum
Kızımı iyi kendi için iyi bir brey olarak yetişmesini istiyorum mutlu olmasını istiyorum.Onu tanımak,onu anlamakistiyorum ben kızıma yanlış şeyler yapıyormuyum onu bilmek ve yanlışlarımı düzeltmek istiyorum
Bana yardımcı olmanızı istiyorum

Saygılarımla
İyi çalışmalar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Anket

Televizyonda dizi izlerken en çok neye dikkat edersiniz: