warning: Creating default object from empty value in /home/kundak/domains/kundak.org/public_html/kadin/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

merhamet

Huleyde Bint Kays (radiyallahu anha)

Rasûlüllah´a (S.A.V) ilk bey´at eden, Kible´ye ilk yönelen, malının üçte birini ilk vasiyet eden, nakîb-ierden biri olan el-Berâ İbn Ma´rur´un hanımı Huleyde Bint Kays Er. anhâ)»

E!-Berâ İbn Ma´rur´un hanımı Huleyde Bint Kays, gözlerini yolun sonuna dikti. Cariyesini göremeyince canı sıkıldı. Kendisinin oruçlu olduğunu bilmiyor muydu. Ona bir dirhem vermiş ve er-Rabab Bint Rabîa´nın dükkânına gitmesini istemişti. Yoksa o parayı mı kaybet­mişti. Niçin dönüp paranın kaybolduğunu söylememişti? Onun dövül­mesinden korkuyordu. Nezamandan beri bir cariyesinin yüzüne sopa kaldırılıyordu. Yoksa o dükkânı kapalı mı bulmuştu.

Rukayka kızı Umeyme (radiyallahu anha)

Rasûlüllah´ın [S.A.V) hanımı Hz, Hadîce´nin kızkardeşi Rukay­ka´nın kızı Umeyme Bint Rukayka bint Huveylid İbn Esed´dir. Umeyme Rasûlüllah´ın (S.A.V) çocuklarının teyzesinin kızıdır. Umeyme Bint Ru­kayka Rasûlüllah´a [S.A.V] bey´at eden kadınların arasında geldi, On­lar :

? Ya Rasûlüllah! Sana, Allah´a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hır­sızlık yapmamak, zina yapmamak, çocuklarımızı öldürmemek, önden ve arkadan iftira etmemek, marufu yapmada sana isyan etmemek üze­re bey´at ediyoruz, dediler.

Rasûlüllah (S.A.V] :

? Gücünüzün yettiği konularda buyurdu. Onlar :

? Allah ve Rasûlü bize kendimizden daha merhametlidir dediler. Sonra kadınlar :

Çünkü o bir anne!


'Çünkü...''

Yazıya başlayacaktım ki, o girdi içeriye. Kucağında bir “melek”le. Şefkatin Derya olup taştığı o mahzun kalbin odacıklarında kaybediverdim aklımı. Bir anda altüst oluverdim. Yazacağım yazının başından sürüldüm, bana yazılmış yazının eşiğinde buldum kendimi. Hemen şimdi, sıcağı sıcağına içimde ka(y)nayanları döküyorum satırlara.

Ellerinize bakın, kendinizi seyredin! Zira, onlar sizin aynanız.


Eller var, karıştırıcıdır. Her şeyi karıştırır. Münasebetsiz ellerdir bu eller. Olur olmaz yere sokulur. Girmemesi gereken yerlere girer. Karıştırıcı eller, pislikten kurtulmaz. Çünkü, karıştırma aşkı “her şeyi” kapsadığı için, bu her şey arasına pislik de girer. Bu tür eller bulaştığı pisliğin faturasını kendi karıştırıcılığına kesmez. “Oralarda ne arıyordun?” diyene, “Öyle her şeyi ve her yeri karıştırırsan, boyuna kadar necasete batarsın” diyene söyleyecek bir şeyi yoktur.

Eller var, düzenleyici ve düzelticidir. Çapak gördüğü göze yumruk olmaz. Kimseye hissettirmeden, bir ana şefkatiyle o çapağı alır. Yüzün ve gözün güzelliğini çapağa feda etmez. Değdiğini bozmaz, düzeltir. Düzelteceğim diye “düz” hatta “dümdüz” etmez. Çünkü bu eller, amuda kalkıp da dünyayı düzeltme iddiasına soyunan “ters”lerin elleri değildir.

‘Anne yüreği’ Yaradan’ın hediyesidir sana, anne!

Anneciğim;
Adının önüne yakışacak kelime bulamadım. Bütün güzel kelimeleri kullansam da seni ifade etmeye yetmez, biliyorum. Sen benim annemsin. Dupduru imanınla, sıcacık duygularınla tohumlarımı filizlendiren toprağımsın. ömür ağacım senin toprağında meyveye durdu; dualı nefesin ve çileli gözyaşlarınla olgunlaştı. Dualarınla örülen merdivenlerle aşabildim hayatın yokuşlarını, korkunç uçurumlarını.

Senin gözyaşların gül tomurcuklarına benzer. Seherin en sakin köşesinde herkes uyurken dökülür duaya kalkmış yumuşak avuçlarına. Gözlerinden dökülen billur katreler, benim hayatımda çiçeklenir birer birer. Karanlıklarım dualarınla aydınlanır. ümidim odur ki; yollarımın çamuru, kirlerim, hatalarım, dualarınla arınır. Sen ki; gönül ayağım kaymaya meylettiğinde kilometrelerce öteden bunu hissedersin. çünkü senin gönlün hakiki muhabbete açıktır. şefkat pınarlarını yollarımdan çekersen ne olur hâlim?!..

Sevgiyi Sevmek Zorundayız

Sevgiyi Sevmek Zorundayız
Yüce Yaratıcı kendisini unutanı, kendi haline bırakıyor. Bir Batılı düşünürün ifadesiyle, ALLAH' tan uzaklaşan insan, bizzat kendisinden uzaklaştı. Allah'tan uzaklaşmak, insanlıktan uzaklaşmak anlamına geldi. Bu şekilde kendisinden uzaklaşan insanlar, artık insanlar gibi konuşamıyorlar ama, hayvanlar gibi havlaşıyorlar. Madde itibariyle çok zenginleşen insanlar, yüreklerini fakirliğe teslim etmiş bulunuyorlar. Hep biriktirmek ve daha fazlasına sahip olmak uğruna, hatır gönül dinlemiyen insan, en yakınlarını bile uzaklaştırdı. En çok ihtiyaç duyduğu zamanda bile bulamayacağı kadar uzaklaştırdı. Şimdi Batılı zenginler, önemli bir hastalık geçirdiklerinde, tehlikeli bir ameliyat yaşadıklarında çok seviniyorlar. Çünkü ancak o zamanlarda, yakınlarının sevgisini ve bir parça da olsa şefkatini görebiliyorlar. Maddeci medeniyet insanı sevgi yetimi ve şefkat öksüzü haline getirmiştir.

Penguen ailesi

Bu sevimli penguen ailesinde çok büyük fedakarlıklar gerektiren bir iş bölümü olduğunu biliyor musunuz?

Dişi penguenler bir yumurta yumurtlar ve kuluçka görevini erkeklerine devredip denizlere açılırlar

Ve erkek penguen kuluçkaya yatar…

SÜRE 4 AYDIR

4 AY BOYUNCA

Erkek penguen doğacak minik sevimli yavrusu için
-40°C'ye kadar düşen soğuğa göğüs gerer
Hızı 120 km'yi bulan kutup fırtınalara dayanır

Ekmek Kırıntısı...

Her zamanki gibi erkenden uyandı Hatice teyze. Mahallede herkes ona böyle seslenirdi. Ufak olsun büyük olsun o herkesin Hatice teyzesiydi. Çok sevilirdi. O kadar. Yalnızca sevilirdi. Kaderinin ağır yükü altında kalmaya mahkûmmuş gibi, onun hakkında konuşurlar ama öteye geçmezlerdi. Yalnızca vah, vah, tüh, tüh nidaları yükselirdi, mahalle kahvesinden ya da sokak köşelerinden. Yaşı kırkın üzerindeydi ama kırlaşmış saçları ve yüzündeki derin çizgiler gözlerinin altındaki yorgunluk torbalarıyla birleştiğinde ona ihtiyar görüntüsü verirdi.

Anket

Televizyonda dizi izlerken en çok neye dikkat edersiniz: