Duygu ve düşüncelerimiz davranışlarımızın temel belirleyicileridirler.

Duygu ve düşüncelerimiz davranışlarımızın temel belirleyicileridirler.
Nasıl mı?
Ne düşünürsek öyle hissederiz. Nasıl hissediyorsak da öyle düşünürüz.
Zihin ve beden bir döngü içinde birbirini etkilerler.
Kullandığımız kelimeler, sesimizi kullanma biçimimiz, duruş, mimik ve jestlerimiz; sahip olduğumuz duygu ve düşünceler paralelinde bir enerji yansıtır.

Sevgi, neşe, coşku, güven, mutluluk, huzur, dinginlik, bağışlama gibi duygular frekansları yani enerjileri yüksek olan duygulardır.

Bu pozitif duygular kuşkusuz bedenimizi de, verdiğimiz enerjiyi de etkiler.
İşte bu yüzden;
Sevinen insan mutluluktan havalara uçar.
Konuştuğu vakit şakımaya başlar.
Artık ağzının tadı gelmiştir.
Dünyalar onun olmuş gibi hisseder.

Öfke, üzüntü, endişe, korku, kin, ümitsizlik, pişmanlık, karamsarlık gibi olumsuz duyguların frekansları yani enerjileri düşüktür.
İşte bu yüzden;
Karamsar, korku dolu olan biri kendi içerisinde cehennemi yaşar.
Dünyası kararır.
Her şey tatsız, konuşmalar yavandır arık.

Sahip olduğumuz olumlu duygular kadar olumsuz duygular da yaşamın bir parçasıdır ve gereklidirler.
Duyguları içinde inde bulunulan bağlama göre değerlendirmek gereklidir.

Bir yakınını henüz kaybeden bir insanın duyduğu üzüntü, normal ve gereklidir. Aynı şekilde kansere yakalanan bir kişi de doğal olarak çaresizlik ve öfke duygularını yaşayacaktır. Bu duygular hastalığın kabullenilebilmesi için gereklidirler. İyileşme sürecinin de bir parçasını oluştururlar.

Burada mühim olan; çeşitli bağlamlarda yaşanması doğal olan negatif, düşük frekanslı duyguların insanın karakterinin, kişiliğinin, davranış yapısının sürekli bir parçası haline gelmemesidir.

Rahmetli Sabancı’ya göre başarı, hayatta yenilen kazıkların bir bileşkesidir.
Yediğimiz kazıklar, pişmanlıklar; onlardan faydalanmaya yönelik bir tutum geliştirdiğimizde en büyük öğretmenlerimiz olurlar. Kimsenin size sunamayacağı tecrübeyi ya da deneyimi veren onlardır.
Aynı şekilde korku ve endişelerimizden de bir şeyler öğrenebiliriz. Eğer istersek bu duygular harekete geçmemizi sağlayan itici bir güç oluştururlar.

Madalyonun diğer yüzüne baktığımızda, geçmişe yönelik pişmanlık ve eseflerimiz, geleceğe yönelik kaygı ve korkularımız bugünümüzü çalan iki hırsız da olabilirler.

Sahip olduğumuz tek an, içinde bulunduğumuz zaman, yani şimdi…
Şimdiyi değerlendirme şeklimiz, nasıl bir geleceğe sahip olacağımızı da belirler.
Kaygı, vadesi gelmemiş bir borcun faizini şimdiden ödemektir.

“Şimdi” nizde;
Korku, kaygı ve pişmanlık ekerseniz,
Gelecekte biçeceğiniz de farklı olmayacaktır…

“Şimdi” nizde;
Zaten sahip olduğunuz;
Gelecekte de katlanarak artacak olan güzel, harika, mutlu, başarılı, huzurlu hayatınızı da düşünebilir;
Hayatınızdaki güzelliklerin farkına vararak bunlara şükredebilir,
Kendinize ve çevrenizdekilere teşekkür edebilirsiniz…

Michael Strackowich’in dediği gibi:
“SİZ KENDİNİZİ NEYE LAYIK GÖRÜRSENİZ, BAŞINIZA O GELECEKTİR”…

bunun gibi site yok

bunun gibi site yok

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Anket

Televizyonda dizi izlerken en çok neye dikkat edersiniz: