warning: Creating default object from empty value in /home/kundak/domains/kundak.org/public_html/kadin/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

dua

Ummu Haram (radiyallahu anha)

O, Rasûlüllah´ın halasıdır. Ummu Haram, Hazrec kabilesinin lideri ve Akabe gecesi Rasûlüllah´a (S.A.V) bey´at eden oniki nakîb´ten biri olan Ubâde İbnu´s-Samît´in nikâhı altındaydı,. O, Peygamber (S.A.V)´e bey´at ettiğinde Ummu Haram da ona bey´at etti. Rasûlüllah CS.A.V) takva üzere inşa edilen ilk mescidde namaz kılmak için Küba´ya gitti­ğinde, Ummu Haram Bint Milhan´ın evine gitti. O da Rasûlüllah´a [S.A.V) yemek yedirdi.

Bir gün Rasûlüllah (S.A.V] Ummu Haram´ın yanına gitti. Ummu Ha­ram ona yemek ikram etti ve başını tarayıp temizledi. Peygamber [S.A.V) onun evinde öğle uykusuna yattı ve uykusundan gülerek kalktı:

Ummu Haram sordu :

?Yâ Rasûlellah! Seni güldüren nedir?

Rasûlüllah (S.A.V) ;

ANNEM’E DUA

ANNEM’E DUA
Yüce Rabbim, Artık genç değilim ve arkadaşlarımın anneleri tek tek ölmeye başladı. Arkadaşlarım annelerinin değerini anladıklarında, bunu onlara söyleyemeyecek kadar geç kaldıklarını dile getiriyorlar.
Benim hala hayatta olan kusursuz bir annem var. Onun değerini her geçen gün daha iyi anlıyorum. Annem değil, ben değişiyorum. Yaşım ilerledikçe, onun ne kadar olağanüstü bir insan olduğunu daha iyi anlıyorum. Bu sözleri annemin kendisine söyleyemiyorum ne yazık, oysa duygularımı kaleme almak ne kolay.
Bir evlat kendisine yaşam veren annesine nasıl teşekkür edebilir? Bir çocuk büyütürken gösterdiği sevgiye, sabra ve onca çabaya? Bebekken arkasından koştuğu, asabi bir ergeni anladığı, her şeyi bildiğine inanan üniversite öğrencisini hoş gördüğü için şükranlarını nasıl dile getirebilir?

Ellerinize bakın, kendinizi seyredin! Zira, onlar sizin aynanız.


Eller var, karıştırıcıdır. Her şeyi karıştırır. Münasebetsiz ellerdir bu eller. Olur olmaz yere sokulur. Girmemesi gereken yerlere girer. Karıştırıcı eller, pislikten kurtulmaz. Çünkü, karıştırma aşkı “her şeyi” kapsadığı için, bu her şey arasına pislik de girer. Bu tür eller bulaştığı pisliğin faturasını kendi karıştırıcılığına kesmez. “Oralarda ne arıyordun?” diyene, “Öyle her şeyi ve her yeri karıştırırsan, boyuna kadar necasete batarsın” diyene söyleyecek bir şeyi yoktur.

Eller var, düzenleyici ve düzelticidir. Çapak gördüğü göze yumruk olmaz. Kimseye hissettirmeden, bir ana şefkatiyle o çapağı alır. Yüzün ve gözün güzelliğini çapağa feda etmez. Değdiğini bozmaz, düzeltir. Düzelteceğim diye “düz” hatta “dümdüz” etmez. Çünkü bu eller, amuda kalkıp da dünyayı düzeltme iddiasına soyunan “ters”lerin elleri değildir.

Her güne bir "dua" borçluyuz

Kelimelerin kalbine hikmet koyduğu için de şükrettik mi Rabbimize?

Gözümüzü gözümüze göstermediği için de hamd ettik mi Rabbimize?

Ummadığımız halde bizi ebede aday ettiği için minnet duyduk mu Rabbimize?

En acınası halimize, yokluğumuza, herkesten önce, hatta kendimizden bile önce, herkesten daha çok, hatta

kendimizden de çok şefkat edip bizi var kıldığının farkında mıyız Rabbimizin?

Sessizliğimizi en güzel dua bilip dil,damak, dudak verdiğini hatırlıyor muyuz Rabbimizin?

Yeryüzünde gördüğümüz en eski şeyi her sabah en taze şey eyleyip ufkumuza sessizce getiren Rabbimize

Dudağıma borçlu olduğum dualar ..

İki yakamızdan tutulup “Niye şunlar için dua etmedin?” diye hesap sorulacaksa, uzunca bir liste hazırlamalıyız kendimize. Bu listeyi de “dudağımıza borçlu olduğumuz dualar” diye adlandıralım.
Unutulmuşluğun kuyusunda, ilgisizliğin hiç tırmanılmayacak yamaçlarında, anlayışsızlığın körlüğe ittiği karanlıklarda hiçbir dile değmemiş/belki hiç değmeyecek, hiç akla gelmemiş, hiçbir acıyı uyandırmamış nice haller vardır kim bilir?

Tekini kaybetmiş çoraplar duayı hak etmez mi meselâ?

Ters döndürülmüş kaplumbağalar için dua ediyor muyuz meselâ?

Gönderileninin gönderildiğinden habersiz kalmış hiç okunmamış mektuplara acıyor muyuz meselâ?

Hiç kimsenin görmediği, görse de anlayamadığı çocuk gözyaşları için ağlıyor muyuz meselâ?

‘Anne yüreği’ Yaradan’ın hediyesidir sana, anne!

Anneciğim;
Adının önüne yakışacak kelime bulamadım. Bütün güzel kelimeleri kullansam da seni ifade etmeye yetmez, biliyorum. Sen benim annemsin. Dupduru imanınla, sıcacık duygularınla tohumlarımı filizlendiren toprağımsın. ömür ağacım senin toprağında meyveye durdu; dualı nefesin ve çileli gözyaşlarınla olgunlaştı. Dualarınla örülen merdivenlerle aşabildim hayatın yokuşlarını, korkunç uçurumlarını.

Senin gözyaşların gül tomurcuklarına benzer. Seherin en sakin köşesinde herkes uyurken dökülür duaya kalkmış yumuşak avuçlarına. Gözlerinden dökülen billur katreler, benim hayatımda çiçeklenir birer birer. Karanlıklarım dualarınla aydınlanır. ümidim odur ki; yollarımın çamuru, kirlerim, hatalarım, dualarınla arınır. Sen ki; gönül ayağım kaymaya meylettiğinde kilometrelerce öteden bunu hissedersin. çünkü senin gönlün hakiki muhabbete açıktır. şefkat pınarlarını yollarımdan çekersen ne olur hâlim?!..

Annesi babası hayatta olanlar! Sarılın onlara doya doya!

Annesiz bayramlar

Geçenlerde TRT'nin iftar programına konuk oldum. Serdar Tuncer'in Topkapı Sarayı'ndan sunduğu programın seviyesi, kalitesi herkesin malumu. Mukaddes emanetlerin hemen yanı başında yapılıyor çekimler.
Sarayburnu'nun hemen üstünde, sultanların iftar vaktini dualarla beklediği kamelyanın altında. Sohbetin bir yerinde Serdar yüreğimi burkan bir soru yöneltti. 'Galiba Ramazan ayını ilk defa annesiz yaşıyorsunuz.' deyiverdi. Doğru söylüyordu. Vefatından sonra ilk defa Ramazan'ı idrak ediyordum. Bu sual üzerine söyleyecek ne makul sözüm kalmıştı; ne de yapacak makbul bir yorumum. Kem küm etmekten başka çarem yoktu. Nasıl diyebilirdim ki 'Kaybettiğim günden beri onu dayanılmaz bir hasretle anıyorum.' Nasıl ifade edebilirdim ki (ve izah ederken nasıl gözyaşlarıma hâkim olabilirdim ki) onu hâlâ yaşıyor sanarak sık sık telefona sarılıp hal hatır sorasım geliyor..

ALLAH HAYSİYETİNİZİ ARTIRSIN...

Çocuk bir yandan dizini tutarak bir yandan da koşarak annesinin yanına gelir.Ağlamaktadır.Anne telaşla sorar:

-Ne oldu oğlum?

Çocuk:

-Düştüm, der.

Anne, gözlerinİ çocuğun pantalonuna doğru dikerek;

-Pantalonun daha yeniydi. Bakayım, yırtılmamıştır umarım.

Çocuk daha çok ağlar…
****************************

Peygamberimiz(s.a.v) Yemekten Önce Dua Eder miydi?

Peygamber Efendimiz yemeğe başlarken şöyle dua ederdi:

"Allahumme barik lena fima razektena ve kına azabennar", " Bismillah"
Allahım; rızık olarak bize verdiğini bereketlendir, bizi ateş azabından muhafaza eyle, Allahın ismiyle başlıyorum. (Nevevi, Ezkar, 205; Mecmuatü'l-Ahzab)

Yemeğe başlarken besmele çekilmesiyle ilgili Hadisler vardır:

“Besmele çek! Sağ elinle ye! Hep önünden ye!”( Buhârî, Et`ime 2, 3; Müslim, Eşribe 108. Ayrıca bk. Tirmizî, Et`ime 47; İbni Mâce, Et`ime 8. )
“Biriniz yemek yerken besmele çeksin. Şayet yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutursa, hatırladığı anda ‘baştan sona bismillah’ desin.”( Ebû Dâvûd, Et`ime 15; Tirmizî, Et`ime 47.)

Mutsuz başlayan bir evlilik nasıl düzelir?

Böyle bir eş ve evlilik hayal etmemiştiniz. Ailenizin, arkadaşlarınızın etkisinde ya da bunalımlı bir zamanınızda karar verdiniz

Ama hayal kırıklığına uğradınız. "Hiç hayal etmediğim bir insanla hayal bile edemeyeceğim bir evlilik yaptım?" diye pişmanlık duyuyorsunuz. Başkaları evlilikle gül bahçesine girerken; kendinizi yıkılan hayallerinizin enkazı altında kalmış gibi hissediyorsunuz. "Keşke, keşke" deyip duruyorsunuz.

Ya da severek evlendiniz; ama evlendikten sonra hiçbir şey istediğiniz gibi olmadı.

Peki ne düşünüyorsunuz? Başlamadan bitirmeyi mi?

O kadar kolay mı bir insanın dünyasına girdikten sonra onu yüzüstü bırakıp kaçmak?

Anket

Televizyonda dizi izlerken en çok neye dikkat edersiniz: