warning: Creating default object from empty value in /home/kundak/domains/kundak.org/public_html/kadin/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

çocuk

Fobilerin temelinde, aile ve çevrenin yanlış tutumları yatıyor.

Fobilerin temelinde, aile ve çevrenin yanlış tutumları nedeniyle çocukluk korkularının derinleşmesi yatıyor.

Çocukların korkularını hafife almanın veya 'nasıl olsa geçer' yaklaşımının doğru olmadığını ifade eden uzmanlara göre, korkuları ile alay edilen çocuklar içe kapanık, tedirgin, güçsüz ve pasif oluyor. Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Alper Evrensel, çocukların aşırı seslerden, gürültüden, karanlıktan, yükseklikten, hayvanlardan, yalnız kalmaktan, ebeveynden uzaklaşmaktan, yabancılardan korkabildiğini ifade etti. Çocuğun gelişiminin bir parçası olan bu korkuların normal olduğunu söyleyen Evrensel, korkuların çocuğun yaş düzeyi ile uyumlu ve orantılı olup olmadığına dikkat edilmesi gerektiğini bildirdi. Korkuların, anne-babanın uygun olmayan yaklaşımları nedeniyle belirginleşebildiğini anlatan Evrensel, şu örneği veriyor: "Suya girmekten korkan bir çocuğun alışması için havuza atılması çocuğun bir ömür boyu bu alanda korku

Çocuğunuzu tanıyor musunuz?

Anne–babalar, genellikle çocuklarının çok zeki olduğunu; ancak nedense okulda başarılı olamadıklarını; oysaki arkadaş ilişkilerinde, sosyal ilişkilerde çok iyi olduklarını söylerler. Okuldaki bazı derslerden çok başarılı; bazılarından ise çok çalıştıkları halde başarısız olduklarını söylerler.
Kimi anne–baba, çocuklarının başarısını kendilerine, başarısızlıklarını da öğretmenlerine fatura ederler. Çocukları tanımayan anne–babalar, onları birer makine gibi düşünür; matematiği, fiziği, kimyayı mutlaka öğrenmesi gerektiğini savunur ve çocuklarına ciddi derecede baskı yaparlar. Oysaki her bir çocuk diğerinden hem fıtrat olarak hem de zekâ yapısı açısından farklıdır. Harvard Üniversitesi profesörlerinden Howard Gardner ‘Çoklu Zekâ Teorisi’ ile çocuklarımızın zekâsının tek tip olmadığını söylüyor.
Gardner’a göre, sekiz tip zekâ doğuştan her çocukta değişik düzeylerde bulunuyor ve küçük yaşlardan başlayarak hayat boyu bütün zekâ tipleri geliştirilebiliyor. Tek tip zekâya hitap ederek çocukları bir kalıp içine sokmaya

Omega yağları, çocukların matematik zekasını geliştiriyor.

Anne sütü, fındık, soya fasulyesi ve balık yağı gibi gıdalarda bulunan omega yağları, çocukların matematik zekasını geliştiriyor.
Anne sütü, fındık, soya fasulyesi, kanola bitkisi ve yeşil sebzelerin yanısıra balık yağı, ayçiçek, mısır ve tahıl ürünlerinde bulunan omega yağlarının, çocuğun bedensel ve zihinsel gelişimini arttırdığı kaydedildi.
Yapılan araştırmalar, omega yağların çocuk gelişimindeki önemini ortaya koyuyor. Anne sütünde de bulunan omega yağlarının beyin gelişimine önemli katkısı olduğu bildiriliyor. Ceviz, fındık, soya fasülyesi, kanola bitkisi ve yeşil sebzelerin yanı sıra balık yağı

Çocuğunuza olumlu bir tavırla yaklaşın

Çocuğumu nasıl yetiştirmeliyim? Bu soru, çocuk sahibi olan ebeveynlerin çocuk büyümeye başladığında endişeye kapılarak sordukları ortak sorulardan birisidir. Her geçen gün değişen çocukluk ve buna bağlı olarak farklılaşan çocuk yetiştirme teknikleri anne babaların özenle takip ettikleri hususların başında gelir.

Çocuklara 'Allah' kavramını öğretmek..

Aile, çocuğun dini gelişiminde, en fazla etkiye sahiptir. Birey, diğer tüm davranışlarının şekillenmesinde olduğu gibi, Allah inancı ve diğer dini içerikli konularda da, ailenin etkisi altında kalır. Özellikle 2-6 yaşları arası çocuklar, kolay inanırlık ve taklit özellikleri gereği, anne-babanın her söylediğine inanır ve onların her yaptıklarını taklit etmeye çalışırlar. Bunu yaparken de, ne bir şüphe duyar, ne de itiraz etmeyi düşünürler.

Bu dönemde çocuğa verilen dini eğitim, bu konularda kullanılan ifadeler, özellikle de korkutucu yaklaşımlar, onun dini gelişimi açısından son derece önemlidir. Örneğin, Allah ile ilgili olarak, “Allah seni gökten izliyor, sana ceza verecek”, “Yaramazlık yaptığında seni cehenneminde yakar”, “Allah seni taş eder” vb. ifadeler, Allah’ı çocuğun zihninde ceza veren bir varlık olarak algılamasına yol açacaktır.

Zeki çocuklar yetiştirmenin püf noktası

Zeki insanların doğuştan getirdikleri bir sırları var mıdır?

Bir insan doğuştan zeki olduğu için okulda ve hayatta daha başarılı olur mu?

Yapılan bir araştırmaya göre insanların %95’i orta bir zekaya sahiptir. Geriye kalan % 2.5’i ileri zekalı, % 2.5’i geri zekalıdır.

Şu anda bu yazıyı okuyan / okuyabilen hiç kimse geri zekalı değildir. Geri zekalı olsaydı bu yazıyı okumaz / okuyamazdınız.

Hepimiz ya orta bir zekaya sahibiz ya da ileri bir zekaya…

Zekanın derecesi değil benim bu yazı da sizlere anlatmak istediğim asıl mesele.

Bugün sizlere, zeki çocuklar yetiştirmenin çok basit bir “püf” noktasından bahsetmek istiyorum.

Dayağa hayır,peki çocuklarımızı nasıl disipline edeceğiz?

Tamam, dayağa hayır. Peki, çocuklarımızı nasıl disipline edeceğiz?

Öncelikle belirtelim ki, ailenin ve eğitimcilerin çocuklara eğitim konusunda iki tür disipline etme şeklinin öne çıktığı görülür.

Bunlardan ilki, 'Güç merkezli disiplindir'

Güç merkezli disiplinde, uygun davranışları bulunmayan çocuğa yaptığı suçun karşılığı olarak tehdit vardır, öfke vardır, bağırma çağırma ve fiziki cezalar vardır.

Bu yüzden güç merkezli eğitimde başarı şansı yoktur. Çünkü fiziki cezalara maruz kalan çocuklar cezalarını çektiklerini düşünürler ve psikolojik olarak rahatlarlar. Bunun yanı sıra cezayı uygulayan anne-baba ve öğretmenlerine karşı cephe alırlar. Böyle bir durumda aile içi iletişim ve öğretmenlerle olan iletişim dumura uğrar. Çünkü çocukta güvensizlik öne çıkar,

Çocuklarınıza 'Ben senin yaşındayken' diye başlayan cümleler kurmayın...

Anne-babalar çocuklarını genelde "Ben senin yaşındayken..." diye başlayan cümlelerle baskı altına almaya ya da öğüt vermeye çalışır. Halbuki bu tür yaklaşım faydadan çok zarar verir. Bu tür konuşmaların altında daha çok ebeveyn-çocuk anlaşmazlığı yatmaktadır.

İletişim, insanların birbirini dinlemesi, birbirleri ile konuşması ve birbirlerini anlamaya çalışmasıdır. Çocukla ilk iletişime girecek olan anne ve baba, çocuğuna bir model oluşturarak yaşam boyunca çocuğuyla bir paylaşım, bir etkileşim içinde olacaktır.

Bütün değerler çocukta; 0-6 yaş döneminde maya tutar

0-6 yaş…Kişiliğin temel taşlarının, köklü alışkanlıkların kazanıldığı dönem…

Çocuğun ince, zayıf, güçsüz bileklerine, alışkanlığın bükülmez kelepçesi bu dönemde takılır, bu dönemde filizlenir ağaç olacak tohum…Bu dönemde açılır zihinde derin izler. Ve o izlerle kurar yuvasını örnekler…

Bütün değerler çocukta; 0-6 yaş döneminde maya tutar, 6-12 yaş döneminde çiçeklerini açar, bütün hayat süresince de meyvelerini verir.

0-6 yaş bir milletin kaçırdığı ya da kazandığı en değerli fırsattır. Bu boşluğun yerini hiçbir şey dolduramaz.

Her şeyin yeri zaman, değeri ayrı. Bu eğitim sonradan asla verilemez ona.

Öğrenmek değil, asıl öğrendiğini unutmak zordur.

İlk çocuklar sakin ve düzenli, sonrakiler aykırı

İlk çocuklar sakin ve düzenli, sonrakiler aykırı

Kardeşler arası doğum sırası insan karakterini etkiliyor. Genel olarak, ilk doğan çocuklar daha düz ve istikrarlı, sonrakiler ise daha yaratıcı, tasasız ve derbeder bir yapıya sahip.

'Journal of Business Research' dergisinde yayınlanan bir araştırma, insan kişiliğine cinsiyetten sonra en çok doğum sırasının etkili olduğunu öne sürdü. Uzmanlar, ilk doğan çocukları 'ciddi düşünen, uyumlu, sanattan çok bilime meraklı' olarak tanımlıyor. Evlilik ve iş hayatında başarıyı tadanlar, uyumlu ve planlı kişilikleriyle ilkler oluyor. Sonraki çocuklar ise bohemliğe ve sanata daha yatkın bulunuyor. Öte yandan, aykırı ve hayatta kendi çizdiği yolda yürümeyi seven yapısıyla gerçek liderlerin çıktığı kesim sonradan doğanlar. Araştırmada, genellemenin yine de her insana bire bir uymayacağı da hatırlatılıyor.

Anket

Televizyonda dizi izlerken en çok neye dikkat edersiniz: