warning: Creating default object from empty value in /home/kundak/domains/kundak.org/public_html/kadin/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

çocuk

İÇİNİZDEKİ SEVGİ GÜNEŞİNİ ÇOCUKLARINIZIN ÜZERİNDEN EKSİK ETMEYİN

Küçük bir çocukken büyümek en büyük hayalidir insanın.

‘Ben dışarıda daha fazla oynamak istiyorum anne’;
‘Olmaz içeri gelmelisin artık’ dendiğinde ‘Hele bir büyüyeyim,o zaman kendi istediklerime kendim karar vericem’ düşüncesiyle büyümeyi en büyük hayal ,en büyük hedef olarak önüne koyar çocuk.

İstediği ama elde edemediği her şey için, karşısına çıkan, son sürat tosladığı bir duvardır; ‘küçük olmak’.
‘Bir büyüyeyim anne babam kadar olayımda bu duvarı yıkıp yerle bir
etmez miyim ben’ diye düşünür.
Yetişkin olmak için bir kor ateş içinde yanar durur

Ergenlik ise bu ateşin alevlerinin ,iyiden iyiye, göğe yükseldiği zamandır.

Çocuk Dünyasında Bilinmeyen Tehlike

Çocuk Dünyasında Bilinmeyen Tehlike

Geleceğin ümit tomurcukları olan yavrularımız, Anaokulu döneminde ve İlköğretim çağının başlamasıyla birlikte yapıştırma, boyama, resim yapma ve yoğurma faaliyetlerinin oluşturduğu maharet kazandırıcı, zekâ geliştirici ve eğitici olarak vasıflandırılan sosyal becerilerin (!) ortasında kendilerini buluverirler. Bu faktörler, 21. asra girerken dahi hâlâ 20. asır medeniyetinin getirdiği kültür faaliyetlerinin devamı olduğu şeklinde savunulmaktadır. Ancak günümüzde pek çok ana-baba, öğretmen ve pedagog bu faktörleri şüpheli ve emniyetsiz olarak görmektedirler: Acaba bu resim, el işi ve oyuncak malzemeleri sağlığımıza ve özellikle körpe ve dinamik yavrularımıza zararlı mıdır?! Zararlıysa hangileri ve ne derece zararlıdır?

Çocuk Deyip Geçmeyin

Çocuk Deyip Geçmeyin

Her çocuk doğarken fıtratında geliştirilmeye elverişli fizikî, sosyal, psikolojik, ruhî ve kalbî birçok kabiliyeti beraberinde getirir. Bu haliyle o, her şey olmaya hazır bir potansiyeldir. Doğumdan önce ve sonra aldığı bütün uyarıcılar, onun gelişimini müspet veya menfî yöne doğru çevirir. 0-6 yaş arası dönem bu bakımdan hayatî bir öneme sahiptir. Onun ileriki yıllarda kazanacağı karakter, benlik ve becerilerinin temeli bu yıllarda atılır. Eğer İslâmî ve insanî değerlerin yeşereceği ilk tohumlar daha ilk yıllardan itibaren onun yaş ve kapasitesine uygun olarak tedrici bir şekilde ekilirse, çocukta, onu kâmil insan yapacak olan değerler ve üstün vasıflar yeşerir, boy atar ve benliğinin ayrılmaz bir parçası haline gelir.

Çocuğun Eğitimi Eş Seçimi İle Başlar

Batılı bilim adamları çocuğun eğitim yaşını (4) olarak belirler. İslam’a göre ise, çocuğun eğitimi anne-babanın evlenmesiyle başlar. Kadın ve erkek evlenirken, çocuklarına anne yahut baba seçerler. Eş seçimi, aynı zamanda doğacak çocukların mürebbîlerinin seçimi demektir. İslam’a göre yuvalar, Allah’ın emri ve Peygamber’in kavliyle kurulur. Tabi ki bu, sözde kalmamalı, gerçekten eş seçimi, nişan, düğün ve evlilik sonrası hayat, Allah’ın ve Peygamberinin ölçüleri doğrultusunda olmalıdır.Helâl lokma ve helâl ölçüler içerisindeki bir evlilik ilişkileriyle eğitim devam eder.
Toplumu, besmelesiz insanların şerrinden kurtarmak için, aile yuvası gibi, çocuğun temeli de besmele ve dualarla atılır.
Hamilelik çağında, annenin yediği besinler ve onun psikolojik hali gibi, dinlediği sesler ve düşündükleri şeyler bile çocuğun şahsiyetine etki eder.
Çocuk dünyaya gelir gelmez ilk duyduğu ses de onun kişiliği için son derece önemlidir. Bu yüzden Müslümanların çocukları ezan ve kamet sesleriyle dünyaya gelirler. Doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına

Müezzine küfür eden çocuk

Müezzine küfür eden çocuk

Eğitim merkezli yazılarımı okuyan bir arkadaşım “Biliyor musun, ben çocukken ezan okuyan müezzine küfür ederdim? Ama sadece akşam ezanını okurken küfür ediyordum.” deyince çok şaşırdım. Ezandan rahatsız olan bir ailesi olmadığını bildiğim için şaşırmıştım. Altından ilginç bir şeyler çıkacağını tahmin ettim ama en çokta “Neden sadece akşam ezanına okunurken küfür ediyordu acaba?” diye merak ettim.

“Senin çocukluğunda en sevdiğin şey neydi?” diye sorunca arkadaşım, merakım kursağımda kaldı. “Tabi ki mahalle de arkadaşlarla oyun oynamak!” diye cevaplandırdım. “Oyunun en tatlı zamanı hangi zamandı?” diye tekrar sorunca, “Tabi ki akşam saatleri” diye cevapladım.

Anne – Baba Olmanın Büyük Gücü

Anne – Baba Olmanın Büyük Gücü

Bir tavuğun civcivini koruma girişimini bir düşünün. O cılız bedenine rağmen, yavrularına saldıran korkunç tilkinin gözlerini oymak istercesine saldırıyor. Hiçbir canlı, dünyanın en korkak varlığı kabul edilen tavuğa, yanında civcivleri varken yaklaşamaz. O tavuğa, o gücü veren annelik duygusudur. Kuşların en küçüğü çöplük bülbülü bile, yuvasındaki yavruları uğruna baykuşla pençeleşir.
Çocuklarınızı Tilkilerde daha alçak olan dünyanın egemen güçlerine yem etmeyin. Çocuklarını sevgisiz bırakan aileler, onlarla yeterince ilgilenmeyen anne babalar çocuklarını vahşi bir canavar olan kapitalist dünyanın ellerine teslim etmiş oluyorlar
Depremde binanın altında kalan anne, çocuğunu kurtarmak için, eline geçirdiği cam parçasıyla kolunu kesip çocuğunu kurtarmış. Bunu ancak bir anne yapar..

GÜL BİTİRMEK İÇİN TOPRAK OLMAK GEREK

Gül bitirmek istiyorum. Etrafına güzel kokular saçan gül gibi evlatlar, çevresine faydalı meyveler veren ağaç gibi çocuklar yetiştirmek istiyorsunuz?

Öyleyse ne yapmalısınız? Nelere dikkat etmelisiniz?

İşe önce hamilelikten başlamanız gerek.

Çünkü araştırmalar hamileliğin çocuğun üzerindeki tesirlerinin önemli olduğunu belgeliyor..

O halde işte size enteresan bir örnek:

YAVRUMA....

YAVRUMA …

Bir güneş gibi doğdun hayatıma…
Zayıf,cansız, bir çiçek gibiydim sen gelmeden önce…
Bir rahmet yağmuru gibi, yağdın yüreğime.
Senin sevgini hissederken kalbimde;
Umudum oldun yeşermek için,
Ve senin için daha kuvvetli tutundu köklerim, hayata

O,küçücük ellerinle ,elimi tuttuğunda,kalbimi tutmuştun aslında ve oradaki kocaman yer,hep benim olacak diye sahiplenivermiştin.
Nasıl da kuruldun öyle gelir gelmez ,yüreğimin başköşesine…
O,güzel gözlerine baktığımda,acı , hüzün ne varsa, hatta bütün dünya çekilirdi aramızdan.
Umudu, sevinci, bütün güzellikleri barındıran,uçsuz bucaksız bir bahçeydi, sanki gözlerin;içinden hiç çıkmak istemediğim…

Mis kokunu içime çektiğimde mest oldum.

Bağırsak Kurtları Gelişimi Olumsuz Etkiliyor

Bağırsak Kurtları Gelişimi Olumsuz Etkiliyor
Çocuk yetiştirmenin en zor taraflarından biri de, onun birtakım rahatsızlıklar geçirmesine şahit olmaktır. Bunlardan belki de en sevimsizi, çocuğunuzun dışkısında bağırsak kurtlarıyla karşılaşmanız olabilir. Böyle bir şeyle karşılaşmak, anne-babalar için gerçekten de sıkıntılı bir durum. Önlem alınmadığı takdirde özellikle 1 yaş civarı çocuklarda önemli rahatsızlıklara neden olabilen bu sevimsiz yaratıklarla baş etme konusunda neler yapmanız gerektiği ve aklınıza takılabilecek her şeyi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr Duygu Gür'e sorduk.

Sevgiyle aşılmazlar aşılır, açılmazlar açılır, katlanılmazlara katlanılır.

Çocuklara yapılacak en büyük iyilik, eşlerin birbirini sevmesidir

Sevgiyle aşılmazlar aşılır, açılmazlar açılır, katlanılmazlara katlanılır. "İyilikte ve kötülükte, sağlıkta ve hastalıkta..." diye imzalar atılır. Ama en ufak meselelerde huzursuzluk yaşanır; ayrılma, boşanma lafları dillendirilmeye başlanır.

Sevgi ve huzurun olmadığı bir ortamda çocuk eğitiminden bahsetmek de abestir, boştur. Anne baba arasında karşılıksız bir sevgi bağı yoksa o anne babanın çocuğuna eğitim ve terbiye adına vereceği pek bir şey yoktur. Bu nedenle anne babalar evde sevgi atmosferini oluşturmalı, çocuklarını sevginin hakim olduğu bir ortamda yetiştirmelidir. Çocuk eğitimine dair eksiklikler evdeki sevgi bağları ile telafi edilebilir,

Anket

Televizyonda dizi izlerken en çok neye dikkat edersiniz: