warning: Creating default object from empty value in /home/kundak/domains/kundak.org/private_html/kadin/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

baba

Engelleri yıkan baba

Bu sene ÖSS sınavında görme engelli oğlunun sınava hazırlanması için test sorularını cd'ye okuyup başarılı olmasını sağlayan bir babanın hikayesi yansıdı günlerce gazeteye. Şimdi ise sizlerle ilkokul öğretmeni Hadin Ocak'ın engelli çocukları Funda ve Umut için giriştiği örnek alınacak mücadeleyi paylaşmak istiyorum. Doktorlar, 20 yıl önce Funda için spasite teşhisi koyarken hiç bir zaman yürüyemeyeceğini söylemişler babasına. 4 yıl sonra dünyaya gelen oğlu Umut içinde doktorlar ömür boyu öğrenme güçlüğü çekecek demişler. Baba Hadin, bu duruma üzülse de hiç bir zaman pes etmek niyetinde olmamış. 'Eğer bir kuşa anne - baba demeyi öğretiyorsak, çocuklarımıza da

Çocuğunuz kardeşini kıskanıyor mu?

Bu kıskançlığı yaşayan çocuklar ne gibi endişeler taşırlar?

Kardeş kıskançlığı her çocukta ve aynı oranlarda görülmeyebilinir. Çocuklar arasındaki yaş farkı ne kadar yakın olursa, özellikle küçük yaş döneminde daha yoğun yaşanabilir. Anne - baba tutumları, cinsiyet, yaş faktörü ve aradaki yaş farkı sıkıntıların boyutunda etmen olur. Çocuk, kendisinin daha az sevildiğini ve ilgi gördüğünü düşünür. Eğer çocuklar arasındaki yaş farkı 2.5/3 yaştan az ise bu daha yoğun yaşanan bir duygu olur. Birbirine yakın dönemlerde olan çocukların ihtiyaçları da benzerlik taşır. Aynı ilgi ve enerjiyi göstermek, anne ve baba için zorlayıcı olabilir. Gördüğü ilginin bölünmüş olması annenin ilgisini kaybediyor olduğunu düşündürtür.

Nasıl davranışlar sergilerler?

Anne-baba kavgasının çocuğa zararları nelerdir?

Türkiye Tabipler Vakfı Şifa Tıp Merkezi, çalışanları ile düzenlenen aile içi iletişim seminerinde biraraya geldi. Ailede eşler arasındaki kavga, sürtüşme ve iletişimsizliğin çocukların ruh yapısını bozduğunu dile getiren kişisel gelişim uzmanı Canten Kaya, ailelerin çocuk eğitimi konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini savundu.

Türkiye Tabipler Vakfı Şifa Tıp Merkezi tarafından düzenlenen seminer Tepekule Kongre merkezinde gerçekleştirildi. 'Mutlu Aile ve Başarılı Çocuk Yetiştirme' konulu seminerde konuşan kişisel gelişim uzmanı Eğitimci-Yazar Canten Kaya, mutlu yaşamın sırları, aile içi iletişim ve bireyler arası iletişim konularında bilgiler verdi.

Senin 'ben'inden, Benim 'ben'ime Yer Kalmadı!

Başkaları için yaşarız...

Onlar için dinleriz...

Diğerleri için çabalar dururuz...

Kendimiz için ne yaparız?

...

En çok yapmaktan hoşlandığınız faaliyetleri gözden geçirir misiniz lütfen?

Kaçımızın yaptıkları, sadece kendisi için seçilmiş?

Olaylara karşı koyduğumuz tavırlar, canımızı sıkan vakalar karşısındaki yorumlarımız... Her şey ama her şey sanki bizim dışımızda programlanmış...

Çocuğunuz sizi parmağında oynatmasın

Yeni nesil anne-babaların çocuğa sınırlarını öğretmekte tutuk davrandığını, özgüven aşılamada abartıya kaçtığını ve net bir ses tonuyla ‘dur’ diyemediğini söyleyen Medical Park Fatih Hastanesi’nden Klinik Psikolog Sinem Demir: "Çocuğuna ‘hayır’ diyemeyen, böyle olunca da ‘parmakta oynatılan’ yeni nesil anne-babalara günümüzde hayli sık rastlamak mümkün. Oysa bu tarz çocuk yetiştirme, sadece kendini önemseyen bir nesil yetişmesine neden olabilir!" diyor.

Çocuğunun her davranışını büyüteç altına alan, ona sınırlarını öğretmede tutuk davranan, net ve yüksek bir ses tonu ile ‘dur’ diyemeyen, halk arasındaki tabire göre ‘parmakta oynatılmaya’ aday yeni nesil anne-babalar sağlıklı çocuklar yetiştirebiliyor mu?

Bu Yarışın Gönüllü Koçları Olmayın

“İyi bir akla sahip olmak yeterli değildir,

Asıl mesele, onu iyi kullanmasını bilmektir.”

R. Descartes

“Onlara Allah'ın indirdiği Kur'an'a ve Peygambere uyunuz denildiğinde, «Atalarımızın miras bıraktığı düzen bize yeter» derler. Peki ya, ataları hiçbir şey bilmeyen, doğru yoldan uzak kimseler idiyse?” Maide Suresi–104

Çocuk eğitimi konusunda anne babalarımızdan gördüğümüz yanlış dayatmalara bir son vermeli değil miyiz?

Çılgın bir okul fetişizmi ve eğitim yarışı için hazırlanan çocuklarımız için gönüllü koçluk yapan anne babalardan olmaya ne zamana kadar devam edeceğiz?

Terliklerin Efendisi!..

Kapi yaninda çikarildigi yerde ulu sahibini bekleyen baba terligi, evdeki bütün terliklerin en yetkilisi ve en büyügü olsa da, terliklerin efendisi; ‘misafir terligi’dir! Tipki sadece misafir geldiginde ortaya çikarilan kirk iki parçalik yemek takimi gibi Türk misafirperverliginin doruk noktasi, bir nevi yol-yordam nesnesidir.
Portmantoya bitisik nizam itinayla dizilen bu terlikler, annelerin en hassas oldugu konulardan olup özeldir, dokunulmazlik sahibidir. Kapidan giris devir hizi yüksek ve kanbagi olanlar için kisiye özel terlikler; sair misafirler için ise muhtelif numaralarda set bulundurulur. Gerektiginde lojistik destek olarak sizin ayaginizdakiler bile misafire verilse de, her seferinde bir sakillik yasanir.
Terliklerin efendisi, misafir üzerinde hakimiyet sahibidir.

Babalar çocuklarının 'yaşam koçu'dur

Çocuk yetiştirmenin zorluklarını herkes bilir ve bu konuda özellikle annenin rolüne vurgu yapılır. Anne eğitimine yönelik kitaplar, yayınlar ve çalışmalar oldukça fazladır.

Acaba kişilik gelişimi için anne etkisi yeterli midir? Babanın çocuk eğitimi üzerinde sadece bir tamamlayıcı unsur olduğu görüşü eksik bir yorumdur. Baba modeli kişiliğin güven-güvensizlik, otorite, bağımlılık, duygusal kontrol, özyeterlilik, dışa ve sosyal ortama açılma ile ilgili en önemli etkenlerden biridir. Çünkü anne, bebeklikten gelen bir şefkat ve koruyuculuk eğilimiyle kişilik gelişiminde ihtiyacı olan bireysellik ve otokontrol duygusunu yeterince destekleyemeyebilir.

Baba çocuğun 'dışarıyla' köprüsünü kuran kişidir. Çocuk, hiç tanımadığı, bilmediği bir dünyayı babanın kontrolüyle güvenle tanır. Gerekli ve gerçekçi açılımlarını gerçekleştirebilir. Duygular anne yoluyla, gerçekler baba yoluyla tanınır. Bir bakıma baba, çocuğun hayatına giren ilk yabancıdır ve bu konumu nedeniyle yabancılık

Aileyi ihmalin faturası, kazandıklarımızın çok üstüne çıkıyor


ANNE çok mu yorgunsun?”

“Evet canım. İş yorgunluğunun üstüne tuz biber oldu şu dönüş trafiği. Biraz dinlenip kendime gelmem lazım.”

“Anne… Beni seviyor musun?”

“O nasıl söz öyle yavrucuğum. Bütün anneler çocuklarını çok sever.”

“Bana sarılsana.”

“Gel bakalım yumurcak seni.”

Küçük çocuk annesinin boynuna sarılırken “Zezé haklı” diyordu içinden. Hani şu sıralar okuduğu Şeker Portakalı adlı romanın kahramanı yaramaz Zezé. Gerçekten de fabrika dedikleri yer aslında “her gün insanları yutan, akşam olunca da çok yorulmuş insanlar kusan bir canavardı.”

Resim deyip geçmeyin!

Çocuklar, anne baba ya da arkadaşlarıyla ilişkilerini resimlerle ifade ediyor. Yetişkinler için sıradan görünen bu resimlerdeki her çizginin, hatta noktanın çocuğa göre bir anlamı var.

Çocuklar kendileriyle ilgilenmeyen anne-babayı canavar gibi çizerken, sevdiği insanları meleğe benzetiyor. Antalya Toros İlköğretim Okulu resim öğretmeni Mustafa Nail Kamacı, çocukların farklı bir dünyası olduğunu anlatırken, çizdikleri resimlerin ruh dünyalarını yansıttığını söylüyor. Öğrencilerden bir uçak kazasını çizmelerini isteyen Kamacı, resimlerin hiçbirisinde ölüm olayına yer verilmediğini ifade ederken, "Ya paraşütle atlatmışlar ya da uçmuşlar, ama hiçbirisi ölmemiş." diyor. Kamacı'ya göre, şiddet yaşanan aile ortamlarında çocuklar şiddet uygulayanları canavar, kendisine kızan kişileri kedi gözlü, sevdiği kişileri melek şeklinde resmediyor.

Anket

Televizyonda dizi izlerken en çok neye dikkat edersiniz: