İÇİMİZDEKİ ÇOCUKLUĞUMUZ….

Herkesin çocukluğu kendine güzel ve özeldir ya, benim ki gerçekten güzeldi..Kimi zaman tadı damağımda kalan lezzetli bir tatlı gibi,kimi zaman içime akan sıcacık iki yudum çay gibi,kimi zaman matemini tuttuğum eski bir dost gibi hatırlarım çocukluğumu….

Zihnimde tekrar ederim o güzel,huzurlu ve duru günleri…Unutmaktan korkar bir halim var sanki..

Oysa unutamam,unutmamam lazım zaten.Çünkü ben çocukluğumda öğrendim paylaşmayı,merhameti,sılayı,sır saklamayı,dostluğu,vefayı ve sevmeyi…

Biz ailecek otururduk apartmanda, amcam,halamlar çocukları ve babannem ,dedem…
Bizim apartmanımızda kapılar örtülmezdi.Okuldan gelince, hangi evden mis gibi sıcacık tarhana kokusu gelirse oraya girerdik bütün çocuklar..

İkindin oldu mu, terastan mutlaka biri seslenirdi ”Haydi çaylar hazır,kısır yaptım çocuklar hadi gelin!..” Biz sevmeyi öğrendik beraber…

Yolda bulduğumuz üç yavru kediyi büyütmeye çalıştık,çabaladık emek harcadık…Biz merhameti öğrendik beraber…

Uzak bir yere gitsek aklımız fikrimiz evimizde kalırdı..Biz yuva sıcaklığı ne demek onu öğrendik beraber…

Dedem bizi, çadırda kaldığımız yaylamıza götürdüğünde, üşümemek için birbirimize sarılarak yatardık…Babannem kim bilir gece o soğukta kaç defa kalkardı açıldık mı diye bakmaya…Dedem atalarının topraklarına tepeden gözleri nemli bakarken,dedesinin mezarı başında saygıyla okurken sıla-ı rahimi öğrendik…

Annelerden gizli işler de çevirdik çocukça, ama sırrımız sırdı.Biz sır saklamayı öğrendik beraber..

Öylesine tanırdık ki birbirimizi aynı sınıfa giden iki amca kızının,okuldan gelirken küsmü yoksa araları iyimi anlardık karşıdan..Küsmüşlerse ayrı ayrı gelirlerdi,iyilerse elele..biz dostluğu öğrendik beraber…

Kimimiz abla oldu,kimimiz ağabey kendimizden küçüklere…Tıpkı bizim ablamız ağabeyimiz olduğu gibi…Biz kardeşliği öğrendik beraber…

Bir muşmula ağacımız vardı bahçemizde.Duvarın dışından çocuklar dallarına asılırdı birkaç tane alabilmek için..O vakit babannemin sesi duyulurdu camdan -“Oğlum olsun da öyle yiyin.!” Biz paylaşmayı öğrendik beraber…

Şimdi belki ayrı ayrı yerlerdeyiz,başka başka hayatlarımız var.Kimimiz evlendi gelin oldu,kimimiz yuva kurdu reis oldu,kimimiz hala okuyor… Belki eskisi kadar görüşemiyoruz,ama hep birbirimizin duasındayız…Biz dua etmesini öğrendik beraber…

İçimizde o günlerin hasreti,damağımızda kalan lezzeti,bazen de gözümüzden akan iki damla gözyaşı…

Bu hasretten olsa gerek,eski evimizin önünden geçerken gözümüzün orada takılıp kalması…Yada babanneme gittiğimizde bir türlü ayrılamayışımız…

Ne kadar büyüsem de,kendi evim,yuvam olsa da hala burnumda mis gibi tarhana kokusu,kulağımda canım babannemin sesi ve bunları yazarken gözlerimden dökülen yaşlar….

Unutulur mu çocukluğumuz…

Büyür mü içimizdeki çocuk?.Yada büyümeli mi ne dersiniz ?...

anise...

hiç büyümemeli aslında içimiz...

Hiç büyümemeli aslında içimiz bizimle kalmalı,bizler yeşermesekte o anlar hep canlı kalmalı..

Unutulur mu aile sofraları,unutulur mu o günlerin bir tas çorbası , unutulur mu o bahar kokusu , o kapıların gıcırtısı..

unutulur mu o çıkarsız , günahsız yüreklerde atan kalp atışı, unutulur mu hiç? unutulmamalı...

bizler o günleri bıraksakta geri o günler bizi bırakmamalı..

bırakmamalı ki bir yanımız hala çocuk kalabilsin..

çok teşekkür ederim sevgili anise kardeşim beni çocukluğuma götürdünüz harika bir paylaşım olmuş emeğinize
sağlık...

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Anket

Televizyonda dizi izlerken en çok neye dikkat edersiniz: